İklim & Sistemler

Karbon piyasası nedir?

31 Ağu 2026·5 dk
Karbon piyasası nedir?

Türkiye’nin karbon piyasası kuruluyor. Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Yönetmeliği yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle sera gazı emisyonlarının izlenmesi ve raporlanmasından, şirketlerin karbon tahsisatı alıp satabileceği piyasanın temel işleyiş kurallarına kadar yeni bir çerçeve çizildi.

Piyasa nasıl çalışacak?

En basit haliyle şöyle: Devlet karbon salımına bir sınır koyuyor. Şirketler bu sınır içinde kalmak zorunda. Bunun için şirketlere “karbon salma hakkı” veriliyor. Teknik adı “emisyon tahsisatı”. Her biri 1 ton karbon salımına karşılık geliyor.

Örneğin, bir şirketin 100 bin ton karbon salmasına izin veriliyorsa, elinde 100 bin tonluk karbon salma hakkı olması gerekiyor. Ama şirket 120 bin ton salarsa? Eksik kalan 20 bin tonluk hakkı piyasadan satın almak zorunda. Burada karbon ticareti başlıyor.

Daha az karbon salan bir şirketin elinde kullanmadığı haklar kalabilir. Örneğin, 100 bin ton hakkı vardır ama yalnızca 80 bin ton karbon salmıştır. Elindeki 20 bin tonluk hakkı başka bir şirkete satabilir. Yani, az salım yapan satar, çok salım yapan alır. Fiyatı da piyasa belirler.

Karbon ticareti nerede yapılacak?

Yönetmelik iki katmanlı bir piyasa öngörüyor.

Birincil piyasa: Tahsisatların ilk kez satışa çıktığı yer. Bir bölümü tesislerin üretim seviyesi ve emisyon yoğunluğuna göre ücretsiz dağıtılacak, kalanı birincil piyasada ihale yoluyla satılacak. Bu satışların gelirleri kamuya aktarılacak. Birincil piyasada satılacak tahsisat miktarını Karbon Piyasası Kurulu belirleyecek.

İkincil piyasa: Daha önce ücretsiz dağıtılmış veya birincil piyasada satın alınmış tahsisatların şirketler arasında alınıp satıldığı piyasa. Bir şirket emisyonunu azaltır ve elinde kullanmadığı karbon salma hakları kalırsa, bunları başka bir şirkete satabilecek.

Bir şirket almak, başka bir şirket satmak için emir verecek. Fiyat üzerinde anlaşma olduğunda da işlem gerçekleşecek. Mekanizma aslında borsaya benziyor. Ama önemli bir farkla. Karbon piyasasında kıtlık bilinçli olarak baştan yaratılıyor. Devlet toplam emisyon için bir üst sınır belirliyor. Bu sınırın karşılığı kadar karbon hakkı piyasaya çıkıyor. Yani piyasada sınırsız sayıda karbon hakkı yok. Hak azaldıkça fiyatın yükselmesi tasarımın gereği. Üstelik dizginler de hazır; fiyatlarda aşırı dalgalanmayı önlemek için piyasa istikrar rezervi kurulacak ve Karbon Piyasası Kurulu gerektiğinde asgari ve azami fiyat aralıkları belirleyebilecek.

Fiyat yükseldiğinde şirketin önünde iki seçenek beliriyor. Karbonunu azaltmak veya daha fazla karbon hakkı satın almak.

Örneğin, bir fabrikanın bir ton karbonu azaltması 40 euroya mal oluyor ve piyasada bir tonluk karbon hakkı 60 euro ise şirket için emisyonunu azaltmak daha ucuz olabilir. Bu durumda, şirketin temiz teknolojiye yatırım yapmasının ekonomik gerekçesi güçlenir.

İşte karbon piyasasının temel amacı bu. Karbon salmayı ekonomik olarak giderek daha pahalı hale getirmek. Böylece temiz üretime dönüşü teşvik etmek.

Piyasayı kim işletecek?

ETS'nin piyasa işletmecisi EPİAŞ. Piyasa katılımcıları ise ETS kapsamındaki işletmeler (yıllık emisyonu 50 bin tonun üzerindeki kategori B ve C tesisleri).

Mevcut yönetmelik bankaları piyasanın doğrudan oyuncusu olarak tanımlamıyor, ancak kapı tamamen kapalı da değil. Piyasanın işletilmesine ilişkin ayrı bir yönetmelik çalışması, ihale süreçlerinin yanı sıra piyasa işletmecisinin ve diğer finansal aracıların rollerini de kapsıyor. Dolayısıyla "bankalar tahsisatları şirketler adına alıp satacak" ya da "hiç giremeyecek" demek için erken.

Ama bankaların önünde bugünden başka bir alan açılıyor. Çünkü karbon artık şirketler için gerçek bir maliyet haline geliyor. Bir şirketin karbon hakkı satın almak için her yıl daha fazla para ödemesi gerekiyorsa, bunun maliyeti şirketin kârlılığını ve nakit akışını etkileyebilir. Bu da bankanın önüne yeni bir soru getirir; “bu şirketin karbon maliyeti arttığında borcunu ödeme gücü ne olacak?”

Dolayısıyla karbon piyasası zamanla bankaların kredi değerlendirmelerine de girebilir. Ayrıca karbon fiyatındaki dalgalanmalara karşı şirketlerin riskten korunma ihtiyacı, finansman ihtiyacı ve ileride geliştirilebilecek finansal ürünler bankaların rolünü büyütebilir.

Kaynak nasıl kullanılacak?

Karbon piyasası yalnızca “kirleten öder” mekanizması değil. Aynı zamanda karbonun fiyatından iklim politikasına kaynak aktaran bir finansman mekanizması.

İklim Kanunu; ETS kapsamındaki birincil piyasa tahsisat satış gelirlerini, piyasa istikrar mekanizmasından elde edilen gelirleri ve piyasa işletmecisinin ETS piyasasından elde ettiği gelirin yüzde 50’sini özel gelir olarak sayıyor. Kanunda ayrıca sera gazı emisyon izinleri, yetkilendirilen uluslararası karbon kredileri için alınan katkı payları ve bazı idari para cezaları da gelir kalemleri arasında yer alıyor.

İklim Kanunu, bu gelirlerin yeşil dönüşüm ve iklim değişikliğiyle mücadele amacı dışında kullanılamayacağını hükme bağlıyor ve gelirlerin yüzde onuna kadar olan tutarının adil geçiş uygulamaları kapsamındaki faaliyetler için kullanılabileceğini söylüyor. Kömür havzalarında çalışanlar için ilk kez mevzuata yazılmış bir finansman kanalı açılıyor. Bu önemli.

Adil geçiş finansmanı nedir?

Karbon fiyatı özellikle kömür ve yüksek emisyonlu üretim üzerinde baskı yaratacak. Bu, iklim açısından sistemin amacı zaten.

Ama bir termik santralin kapanması veya bir kömür havzasının küçülmesi yalnızca bir emisyon hesabı değildir. Bir işçinin işi, bir ailenin geliri, bir ilçenin ekonomisi, bir bölgenin geleceğidir.

Bu nedenle adil geçiş, karbon piyasasının “sosyal yardım” eki değil; karbon fiyatlandırmasının toplumsal maliyetini yönetmenin asli araçlarından biri.

Türkiye’de ilk kez ETS gelirleri üzerinden böyle bir finansman kanalı kurulması bu nedenle önemli. Ama kanalın kurulmuş olması, içinden ne kadar para geçeceğini henüz söylemiyor.

Brüksel'in aynası

AB deneyimi burada önemli bir karşılaştırma sunuyor.

AB Emisyon Ticaret Sistemi, 2013’ten 2025 sonuna kadar açık artırmalardan 258 milyar euronun üzerinde gelir yarattı. 2025 yılında tek başına gelir 43 milyar euronun üzerine çıktı.

AB’de üye devletler, ETS gelirlerinin tamamını veya buna eşdeğer miktarı iklim ve enerji dönüşümünü desteklemek için kullanmakla yükümlü. Bu kaynaklar sanayinin karbonsuzlaşmasından yenilenebilir enerjiye, enerji verimliliğinden temiz ulaşıma ve adil geçişe kadar çok farklı alanlara aktarılabiliyor.

Üstelik sosyal maliyet için ayrıca Sosyal İklim Fonu oluşturuldu. Yani karbon fiyatının hanehalkları ve kırılgan kesimler üzerindeki etkisini yönetmek, sistemin dışına bırakılmadı; ayrıca finanse edildi.

Buradaki fark yalnızca miktar farkı değil. Tasarım farkı.

Türkiye’de “yüzde 10’a kadar kullanılabilir” deniyor. AB’de ETS gelirlerinin tamamı için iklim ve enerji dönüşümüne yönelik bağlayıcı bir kullanım çerçevesi var. Biri bir tavan koyuyor. Diğeri bir yükümlülük getiriyor.

Yüzde 10 demek, gelirin yüzde 10'unun mutlaka adil geçişe ayrılacağı anlamına gelmiyor.

Çünkü “yüzde 10'a kadar” bir tavan koyuyor. “En az yüzde 10” denseydi bir asgari taahhüt olurdu.

Karbon piyasasının önümüzdeki dönemdeki en önemli tartışmalarından biri de bu olacak. Türkiye karbonu fiyatlandırırken, karbonun yarattığı geliri ne kadarını dönüşümün kaybedenlerine geri verecek?

Çünkü karbon piyasasının başarısı yalnızca kaç ton emisyonun azaltıldığıyla ölçülmeyecek. Karbonun fiyatını ödeyenlerle, o fiyatın yarattığı kaynağın kime geri döndüğüyle de ölçülecek.

Karbon artık görünmez bir maliyet değil!

Karbon piyasasının asıl meselesi aslında karbonu alıp satmak değil. Karbonun görünmez bir maliyet olmaktan çıkması.

ETS, 2026–2027’de pilot dönemle başlayacak. Bu dönemde tahsisatlar işlem görmeye ve karbonun fiyatı oluşmaya başlayacak. 2028’de ise sistem daha geniş kapsamla uygulama dönemine geçecek.

Bir şirket için emisyon, bundan böyle yalnızca çevre raporlarında yer alan bir rakam olmayacak; üretim maliyetine, yatırım kararına, kredi riskine ve rekabet gücüne dokunacak. Gerçek başarıyıysa, bu sistemin ekonomiyi dönüştürme gücü belirleyecek.

 

Karbon piyasasının gelir odaklı yapısı ve şirketlerin emisyon haklarını ticari bir araca dönüştürmesi, çevresel taahhütlerin yüzeysel kalabildiği washing-ekonomisi riskini de beraberinde getirmektedir. Bu noktada kurulan piyasanın, gerçek emisyon azaltımından ziyade yalnızca bir finansal aklama mekanizmasına dönüşmemesi kritik önem arz eder. Bu örüntü, Washing Ekonomisi kavramıyla doğrudan örtüşür.

Analiz Özeti ve Çıkarımlar

Yazının kısa özeti ve okurun bu metinden çıkarması gereken temel önermeler.

Özet
  • Türkiye, sera gazı emisyonlarını sınırlandırmak ve şirketler arası karbon ticaretini başlatmak amacıyla Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Yönetmeliği'ni yürürlüğe soktu.
  • Sistem, devletin belirlediği emisyon sınırları dahilinde şirketlere karbon salma hakları verilmesi ve bu hakların birincil ile ikincil piyasalarda alınıp satılması prensibiyle çalışıyor.
  • Karbon piyasası, emisyon azaltımını ekonomik olarak teşvik etmek için bilerek oluşturulan bir kıtlık ve fiyatlama mekanizması üzerinden kurgulanıyor.
  • Elde edilecek gelirlerin yeşil dönüşüm ve kömür havzalarındaki işçileri destekleyecek adil geçiş süreçleri için harcanması yasal güvence altına alınıyor.
  • ETS'nin 2026-2027 pilot döneminin ardından 2028'de tam uygulamaya geçmesiyle karbon, şirketler için temel bir üretim maliyeti ve finansal risk faktörü haline gelecek.
Temel Çıkarımlar
  1. Karbon piyasası, salımı azaltmanın maliyeti ile karbon hakkı satın almanın maliyetini karşılaştırarak şirketleri temiz teknoloji yatırımlarına zorlayan ekonomik bir kaldıraçtır.
  2. ETS sayesinde karbon artık görünmez bir çevresel veri olmaktan çıkarak doğrudan şirketlerin bilançolarını, nakit akışlarını ve kredi notlarını etkileyen bir maliyet kalemine dönüşüyor.
  3. Piyasa işletmecisi EPİAŞ üzerinden yürüyecek sistemde, devletin belirlediği emisyon üst sınırı nedeniyle fiyatların zamanla yükselmesi ve emisyonun caydırıcı hale gelmesi hedefleniyor.
  4. Türkiye'nin karbon geliri yönetimindeki 'yüzde 10'a kadar' ibaresi, AB'deki bağlayıcı yükümlülüklerin aksine adil geçiş finansmanı için bir alt sınır değil, tavan belirlemektedir.
  5. Karbon piyasasının başarısı sadece emisyon düşüşüyle değil, yaratılan kaynağın ekonomik dönüşümden olumsuz etkilenen kesimlere ne kadar etkin aktarıldığıyla ölçülecektir.

Ana Kavramlar

Yazıda geçen kavramların sözlük tanımları.

Kaynakça ve Atıf

Yazıda kullanılan raporlar ve akademik kaynaklar.

Bu Yazıda Öğrenecekleriniz

Bu yazıyı okuyunca aşağıdaki soruların cevaplarına sahip olacaksınız.

  • Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) nasıl çalışır?
  • Karbon piyasasının temel amacı nedir?
  • Birincil ve ikincil karbon piyasaları arasındaki fark nedir?
  • Adil geçiş finansmanı neden önemlidir?
  • Karbon fiyatlandırması bankacılık sektörünü nasıl etkiler?

Bu yazıyla en çok ilişkili üç deneme ve geçtiği kavramların tanımları.

  1. İklim krizi nedir? Bilim, sebepler ve insani boyut01 · İklim & Sistemler

    İklim krizi nedir? Bilim, sebepler ve insani boyut

    İklim krizi yalnızca bir sıcaklık meselesi değil; sistemlerin, sözleşmelerin ve adaletin krizi. Bilimi, sebeplerini ve neden hâlâ kıpırdayamadığımızı anlamak için bir başlangıç metni.

  2. Sürdürülebilirlik: Krizden Kâr Sağlamak02 · İklim & Sistemler

    Sürdürülebilirlik: Krizden Kâr Sağlamak

    Kriz derinleştikçe sürdürülebilirlik sektörü genişliyor, sistemsel başarısızlığı ölçülebilir ve yönetilebilir süreçlere dönüştürüyor. Sürdürülemezliği ortadan kaldırmak yerine, sıklıkla onu besliyor; sonuç yerine raporlamayı, açıklık yerine

  3. Sürdürülebilirlik İçin Yeni Bir Sözleşme03 · İklim & Sistemler

    Sürdürülebilirlik İçin Yeni Bir Sözleşme

    Sürdürülebilirlik sadece teknoloji veya verimlilikle ilgili değildir; bu bir ahlaki hesaplaşmadır. Gerçek değişim, doğayla ilişkimizi kontrol değil, saygı üzerine yeniden tanımladığımızda başlar.

İlgili Kavramlar

Kavram sayfalarında tanım, bağlam ve ilgili yazılar bir arada.

İlgili İçerikler

Bu yazının ilişkilendiği kavram, kitap, konuşma, podcast ve raporlar.

İlgili Kitaplar

2

İlgili Konuşmalar

3

İlgili Podcast Bölümleri

3

İlgili Raporlar

4
  • Copernicus Climate Change Service (C3S) / ECMWF2026
    Copernicus Climate Bulletin — July 2026

    AB Copernicus İklim Değişikliği Servisi'nin temmuz 2026 bülteni: kutup dışı okyanus yüzey sıcaklığı 20,96°C ile temmuz ayı rekorunu kırdı (önceki rekor 2023: 20,89°C). Küresel kara-deniz ortalaması 16,90°C — 1991–2020 ortalamasının 0,67°C, sanayi öncesinin 1,47°C üzerinde; kayıtlardaki ikinci en sıcak temmuz. Batı ve Güney Avrupa'da olağandışı sıcak ve kurak koşullar orman yangınlarını besledi; Fransa ve İber Yarımadası'nın yangın emisyonları 2022–2023'ün aşırı yıllarıyla aynı seviyede. Son 12 aylık ortalama sanayi öncesine göre +1,45°C. COP31'e kadar aylık izlenebilecek referans gösterge serisi.

  • Stanford HAI2026
    AI Index Report 2026

    Stanford HAI'nin yıllık AI Index raporu; yapay zekâ araştırması, teknik performans, ekonomi, yönetişim ve toplumsal etkiyi dokuz başlıkta ölçen küresel referans çalışma.

  • United Nations University — Institute for Water, Environment and Health (UNU-INWEH)2026
    The Environmental Cost of AI

    UNU-INWEH raporu yapay zekanın enerji, su ve karbon ayak izini bütüncül biçimde ele alarak veri merkezlerinin çevresel maliyetini niceliksel olarak ortaya koyuyor. Küresel yönetişim ve şeffaflık için somut politika önerileri sunuluyor.

  • UNEP2025
    Emissions Gap Report 2025

    BM Çevre Programı'nın ülke taahhütleri ile 1.5°C / 2°C yolları arasındaki açığı ölçen yıllık emisyon değerlendirmesi.

Paylaş