Antalya’dan önce son durak: Pasifik

Pasifik'in ölçeğini haritada anlamak kolay değil. Pasifik ada bölgesindeki 14 ada devleti binlerce adaya yayılıyor. Kara parçaları küçük ama içinde yaşadıkları ve yönettikleri deniz alanıyla birlikte düşünüldüğünde bölge 30 milyon kilometrekareyi aşan devasa bir coğrafyaya dönüşüyor.
Fiji ve Tuvalu da bu ülkelerden ikisi. Fiji yaklaşık 330 adadan oluşuyor ve bunların yaklaşık üçte birinde insan yaşıyor. Tuvalu ise yalnızca dokuz ada ve mercan halkasından oluşuyor. Toplam kara yüzölçümü yaklaşık 26 kilometrekare.
Bu hafta bu iki ülke iklim diplomasisinin merkezinde olacak. Fiji, Tuvalu ve Avustralya'nın ortaklaşa düzenlediği resmi Pre-COP süreci 5–8 Ekim'de gerçekleşecek. Liderler etkinliği 5–6 Ekim'de Tuvalu ve Fiji'de, bakanlar düzeyindeki Pre-COP ise Fiji'de yapılacak.
Bir denizin içindeki adalar
Pasifikli antropolog Epeli Hau'ofa 1993'te Bizim Adalar Denizi başlıklı kısa ama etkili bir deneme yayımladı.
Hau'ofa'nın itirazı, Pasifik'e dışarıdan bakışaydı. Haritada adalar, uçsuz bucaksız bir okyanusun ortasına dağılmış küçük, yoksul ve birbirinden uzak noktalar gibi görünüyordu. Oysa Pasifik halkları için deniz, adaları birbirinden ayıran bir boşluk değil, onları birbirine bağlayan bir yoldu.
Ataları binlerce kilometreyi kanolarla aşmış; akrabalık, ticaret ve evlilik ağlarını okyanusun bir ucundan diğerine taşımıştı. Dolayısıyla onların dünyası ayak bastıkları küçük kara parçalarıyla sınırlı değildi. Deniz de evlerinin parçasıydı.
Bu yaklaşımı fazla romantik bulanlar oldu. Ama Hau'ofa'nın düşüncesinin önemli bir siyasi sonucu vardı. Bir topluluğun kendisini nasıl tanımladığı, uluslararası sistemden ne talep edeceğini de değiştirir. Kendinizi yalnızca küçük ve kırılgan bir ada olarak görürseniz yardım istersiniz. Kendinizi büyük bir okyanusun koruyucusu olarak görürseniz, o okyanusun nasıl yönetileceği konusunda söz hakkı istersiniz.
Bu hafta Pre-COP'a ev sahipliği yapan Fiji, tam da bu düşüncenin büyüdüğü yer.
Fiji Çevre ve İklim Değişikliği Daimi Sekreteri Dr. Sivendra Michael'ın son haftalardaki açıklamalarında da aynı yaklaşım var. Pasifik'in yalnızca iklim değişikliğine karşı kırılganlığıyla değil, deneyimleri ve çözümleriyle de görülmesi gerektiğini söylüyor.
Fiji'nin Antalya'ya taşıdığı üç önceliği de böyle okumak gerekiyor.
Birinci öncelik: 1,5 dereceyi masada tutmak
Fiji'nin ilk önceliği 1,5°C hedefini yaşatmak. Pasifik'ten bakınca bu bir iklim diplomasisi sloganı değil. Bir yaşanabilirlik meselesi.
Çünkü küçük ada devletleri için tehlike yalnızca bir gün tamamen sular altında kalmak değil. Bundan çok önce bir ada üzerinde yaşamak zorlaşabilir. Deniz yükseldikçe kıyılar aşınıyor, taşkınlar sıklaşıyor, tuzlu su tatlı su kaynaklarına karışabiliyor. Mercan resifleri zarar gördükçe adaların dalgalara karşı doğal koruması zayıflıyor; balıkçılık ve geçim kaynakları da daralıyor.
IPCC'nin hesabı aradaki yarım derecenin neden önemli olduğunu gösteriyor. Küçük adalarda tatlı su stresi, küresel ısınmanın 1,5°C veya altında tutulduğu durumda 2°C'lik bir dünyaya göre yaklaşık yüzde 25 daha düşük olabilir. Resif oluşturan mercanların ise 1,5°C'de bile yüzde 70–90'ının kaybedilmesi bekleniyor; 2°C'de kayıp yüzde 99'a kadar çıkabiliyor.
Bu nedenle Pasifik için 1,5 ile 2 derece arasındaki yarım derece küçük bir sayı değil. Bir adanın haritada kalıp kalmamasından önce, üzerinde yaşamın devam edip edemeyeceğini belirleyen farklardan biri.
Fiji'nin Antalya'ya taşıdığı talep de buradan geliyor. 1,5 dereceyi söylem düzeyinde korumak yetmiyor; emisyonların gerçekten nasıl azaltılacağının konuşulduğu mekanizmaların da çalışması gerekiyor.
Fiji'nin özellikle işaret ettiği mekanizmalardan biri Şarm el-Şeyh Azaltım Hırsı ve Uygulama Çalışma Programı. Programın oluşturulması 2021'de Glasgow'da kararlaştırıldı; çalışma biçimi 2022'de Şarm el-Şeyh'te belirlendi. Mevcut görev süresi 2026 sonunda bitiyor, ancak uzatılma imkânı var. Fiji ise programın bugüne kadar ihtiyaç duyulan siyasi sonucu üretmediğini savunuyor ve devamını Antalya'daki kritik konulardan biri olarak görüyor.
İkinci öncelik: Para var, kapı dar
Fiji'nin ikinci önceliği iklim finansmanına adil erişim. Sorun yalnızca ne kadar para bulunduğu değil, o paraya kimin ve nasıl ulaşabildiği.
Pasifik'te bugün Yeşil İklim Fonu'na doğrudan erişim için akredite sekiz kurum bulunuyor. Ancak bunlardan yalnızca üçü Fiji için GCF kaynaklarını programlayabiliyor. Bu tablo küçük ada devletlerinin karşılaştığı daha büyük bir soruna işaret ediyor. Finansman mevcut olsa bile ona ulaşmak için gereken hazırlık, akreditasyon ve kurumsal süreçler sınırlı kapasiteye sahip ülkeler açısından ağır olabiliyor.
Kısacası sorun yalnızca paranın miktarı değil, paraya açılan kapının darlığı.
Türkiye'nin COP31 gündemindeki Climate Implementation Bridge de aynı soruna başka taraftan yaklaşıyor. Amaç, ülkelerin iklim önceliklerini finansmana hazır, yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmelerine yardımcı olmak.
Üstelik burada doğrudan bir kesişme var. Türkiye COP31 Başkanlığı'nın 24 Eylül'de açıkladığı Climate Implementation Bridge'in ilk beş pilot ülkesinden biri Fiji. Yani Pasifik'in finansmana erişim sorunu ile Türkiye'nin “uygulama” gündemi artık yalnızca kavramsal olarak değil, doğrudan aynı proje içinde buluşuyor.
Üçüncü öncelik: Okyanus hangi masada?
Türkiye ile Fiji'nin en açık biçimde kesiştiği konu okyanus. Türkiye'nin COP31 Eylem Gündemi'nde “Okyanuslar ve Denizler” ayrı bir tema olarak yer alıyor. Fiji de okyanusu COP'un merkezine taşımak istiyor.
Fakat Fiji'nin talebi yalnızca okyanus konusunda yeni projeler, girişimler ve ortaklıklar açıklanması değil. Pasifik ülkeleri okyanusun resmi COP gündemine ilk kez açık biçimde taşınmasını istiyor.
Bu ayrımı iki salon üzerinden düşünmek mümkün. Bir salonda ülkeler, şirketler ve kuruluşlar girişimler açıklar, ortaklıklar kurar, finansman duyurur. Burası Eylem Gündemi'dir. Diğer salonda ülkeler metin üzerinde pazarlık yapar ve resmi kararlar üretir. Burası müzakere masasıdır. Pasifik'in talebi, okyanusun birinci salondan ikinci salona geçmesi.
Üstelik bu Türkiye açısından uzak bir Pasifik meselesi değil. Copernicus'un 30 Eylül'de yayımladığı onuncu Okyanus Durumu Raporu, 2024'te Akdeniz ve Karadeniz'de rekor kıran deniz sıcak hava dalgaları yaşandığını ortaya koyuyor. Bazı bölgelerde deniz sıcaklıkları normal değerlerin 4,6°C'den fazla üzerine çıktı.
Antalya'nın kıyısı da bu değişen denizin parçası. Dolayısıyla okyanusu iklim politikasının merkezine taşımak yalnızca Pasifik'in meselesi değil. Pasifik'in bugün karşı karşıya olduğu bazı sorunlar, farklı ölçek ve biçimlerde Akdeniz'in de giderek daha fazla karşılaştığı sorunlar.
Antalya'nın sınavı
COP31'in yönetim modeli bütün bu tartışmayı daha da ilginç hale getiriyor.
Türkiye COP31'in ev sahibi ve başkanlığını yürütüyor, Avustralya ise Müzakereler Başkanı olarak resmi müzakere sürecini yönetiyor. Fiji'nin üç önceliğinin önemli bir bölümü de tam bu resmi müzakere alanına giriyor. Üstelik Pasifik Pre-COP'unu Fiji ve Tuvalu ile birlikte düzenleyen ülke de Avustralya.
Türkiye'nin Eylem Gündemi ile Pasifik'in talepleri 1,5 derece, finansman ve okyanus gibi aynı kelimeleri kullanıyor. Fakat bu kelimeler COP mimarisinin farklı bölümlerinde karşılık buluyor. Mesele Pasifik'in taleplerinin Antalya'da duyulup duyulmaması değil. Asıl mesele, hangi masada karşılık bulacakları.
Hau'ofa'nın otuz yılı aşkın süre önce söylediği şey bugün Antalya için de anlamlı. Deniz, kıyıları birbirinden ayıran büyük bir boşluk olarak da görülebilir; onları birbirine bağlayan ortak bir alan olarak da.
Antalya da bir kıyı kenti. Pasifik'ten Antalya'ya uzanan yolun gerçekten bir anlam taşıması için aynı kelimeleri kullanmak yetmez. Aynı meseleleri aynı ağırlıkla, kararların alındığı masaya taşımak gerekir.
Pasifik ülkelerinin iklim finansmanına erişimdeki engelleri ve taahhütlerin somut eylemlere dönüşmemesi, küresel iklim politikasındaki washing-ekonomisi riskini, yani finansal akışların gerçek dönüşümden ziyade sadece vitrin amaçlı kullanılması tehlikesini hatırlatmaktadır. Fiji'nin Antalya'da bu süreci 'uygulama' odaklı bir yapıya kavuşturma çabası, retorik ile pratik arasındaki bu boşluğu doldurmayı hedeflemektedir. Bu örüntü, Washing Ekonomisi kavramıyla doğrudan örtüşür.
Analiz Özeti ve Çıkarımlar
Yazının kısa özeti ve okurun bu metinden çıkarması gereken temel önermeler.
- Fiji, Tuvalu ve Avustralya ev sahipliğinde gerçekleşen Pre-COP süreci, Pasifik ada devletlerinin iklim diplomasisindeki stratejik önceliklerini ve 1,5 derece hedefini merkezine alıyor.
- Pasifik halkları kendilerini okyanusun koruyucuları olarak tanımlayarak, iklim müzakerelerinde sadece kırılgan bir mağdur değil, çözüm ortağı olarak söz hakkı talep ediyor.
- Fiji'nin temel öncelikleri arasında 1,5 derece sınırının korunması, iklim finansmanına adil erişim ve okyanusun resmi müzakere gündemine dahil edilmesi bulunuyor.
- Türkiye'nin COP31 başkanlığı kapsamındaki Uygulama Köprüsü programı, Fiji gibi ülkelerin finansman projelerini yönetilebilir hale getirmeyi ve küresel iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor.
- Antalya'da gerçekleşecek COP31, Pasifik'in deniz odaklı iklim taleplerinin sadece bir eylem gündemi olarak kalmayıp resmi karar mekanizmalarına taşınması açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor.
- Küçük ada devletleri için 1,5 ve 2 derece arasındaki yarım derecelik fark, yaşanabilirlik ve fiziksel varoluş arasındaki sınırı belirleyen hayati bir unsurdur.
- İklim finansmanındaki temel engel fon eksikliğinden ziyade, kapasitesi sınırlı olan küçük devletlerin karmaşık akreditasyon ve başvuru süreçlerine erişememesidir.
- Pasifik ülkeleri okyanus meselesinin sadece gönüllü girişimler alanında değil, resmi ve bağlayıcı müzakere masalarında ana gündem maddesi olmasını talep etmektedir.
- Deniz seviyesindeki yükselme ve ısınma sadece Pasifik'in değil, rekor sıcaklık dalgaları yaşayan Akdeniz ve Karadeniz gibi havzaların da ortak krizidir.
- COP31 başarısı, Pasifik'ten gelen yerel deneyimlerin ve çözüm önerilerinin küresel iklim politikalarının merkezindeki karar metinlerine ne ölçüde yansıtılacağına bağlıdır.
Ana Kavramlar
Yazıda geçen kavramların sözlük tanımları.
Kaynakça ve Atıf
Yazıda kullanılan raporlar ve akademik kaynaklar.
- IPCC Special Report: Global Warming of 1.5 ºC - Impacts on Small Islandsipcc.ch
- IPCC Special Report: Global Warming of 1.5 ºC - Summary for Policymakersipcc.ch
- World Bank: Pacific Islands Climate Change and Disaster Risk Managementworldbank.org
- Green Climate Fund: Fiji Country Profilegreenclimate.fund
- UNEP: Small Island Developing States and Climate Changeunep.org
Bu yazıyı okuyunca aşağıdaki soruların cevaplarına sahip olacaksınız.
- Epeli Hau'ofa'nın okyanus perspektifi nedir?
- Fiji'nin iklim diplomasisindeki üç temel önceliği nelerdir?
- Climate Implementation Bridge programı neyi hedefler?
- Okyanusun müzakere masasına taşınması neden önemlidir?
Sıradaki Okuma
Bu yazıyla en çok ilişkili üç deneme ve geçtiği kavramların tanımları.
01 · İklim & SistemlerCOP31’in önündeki yeni fay hattı
ABD karbonu ekonominin üzerinden kaldırılması gereken bir yük olarak görüyor. Avrupa ise rekabetin yeni giriş koşuluna dönüştürüyor. Dünya, karbonun fiyatı üzerinden iki ayrı ekonomik düzene ayrılıyor.
02 · İklim & SistemlerUçurumdan köprüye: İklim finansmanının yeni dili
Uçurumu anlatmayı öğrendik, şimdi köprüyü anlatmak zorundayız. İklim anlatısının yeni sınavı, krizin büyüklüğünü göstermek değil, iklim hedeflerini sermayenin yatırım yapabileceği bir hikâyeye dönüştürmek olacak.
03 · İklim & SistemlerAntalya'nın yeni sınavı: 1,5°C aşıldı!
Dünya 1,5°C'yi aşmaya hazırlanırken, COP31 artık yalnızca hedefi değil, aşımın yüksekliğini, süresini ve geri dönüşünü de yönetmek zorunda.
İlgili İçerikler
Bu yazının ilişkilendiği kavram, kitap, konuşma, podcast ve raporlar.
İlgili Kitaplar
3İlgili Konuşmalar
2- İklim Değil, İnsanlık KriziAç →
Harvard Business Review Türkiye · 2024-12-04
- Soyut Şeyler EkonomisiAç →
EKOTÜRK TV — A. Selim Tuncer ile · 2023-06-13
İlgili Podcast Bölümleri
3- COP31’in önündeki yeni fay hattıDinle →
İklim & Sistemler · 18 Eyl 2026
- Uçurumdan köprüye: İklim finansmanının yeni diliDinle →
İklim & Sistemler · 6 Eyl 2026
- Antalya'nın yeni sınavı: 1,5°C aşıldı!Dinle →
İklim & Sistemler · 2 Eyl 2026
İlgili Raporlar
4- UNEP2026Limiting Overshoot: Navigating exceedance of 1.5°C
UNEP'nin raporu, 1,5°C'yi artık aşılmaması gereken tek bir sınır değil, yönetilmesi gereken bir aşım penceresi olarak ele alıyor: aşımın yüksekliği, ne kadar süreceği ve nasıl geri döndürüleceği. Rapor, aşımın her onda birlik derecesinin geri dönüşü olmayan riskleri (buz tabakaları, mercanlar, deniz seviyesi) artırdığını, bu nedenle hızlı azaltımın yanına uyum ve karbon uzaklaştırma kapasitesinin de yazılması gerektiğini ortaya koyuyor. COP31 için doğrudan bir gündem belgesi: 2 Eylül 2026 tarihli "Antalya'nın yeni sınavı: 1,5°C aşıldı!" yazısının birincil kaynağı.
- Copernicus Climate Change Service (C3S) / ECMWF2026Copernicus Climate Bulletin — July 2026
AB Copernicus İklim Değişikliği Servisi'nin temmuz 2026 bülteni: kutup dışı okyanus yüzey sıcaklığı 20,96°C ile temmuz ayı rekorunu kırdı (önceki rekor 2023: 20,89°C). Küresel kara-deniz ortalaması 16,90°C — 1991–2020 ortalamasının 0,67°C, sanayi öncesinin 1,47°C üzerinde; kayıtlardaki ikinci en sıcak temmuz. Batı ve Güney Avrupa'da olağandışı sıcak ve kurak koşullar orman yangınlarını besledi; Fransa ve İber Yarımadası'nın yangın emisyonları 2022–2023'ün aşırı yıllarıyla aynı seviyede. Son 12 aylık ortalama sanayi öncesine göre +1,45°C. COP31'e kadar aylık izlenebilecek referans gösterge serisi.
- T.C. Cumhurbaşkanlığı (2026/9 sayılı Genelge, Resmî Gazete)2026Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030) — enerji başlıkları
Türkiye'nin beş yıllık yapay zekâ yol haritası, 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı. Plan; hesaplama kapasitesi, veri merkezi altyapısı, yerli model geliştirme ve kamuda yapay zekâ kullanımını tek çerçevede topluyor. Enerji başlıkları bu kütüphane için kritik: veri merkezi kapasitesinin büyütülmesi, buna karşılık gelen elektrik üretimi ve şebeke yatırımı ihtiyacı, ve 2030 ufkunda gigavat ölçeğine yaklaşan veri merkezi hedefi. Belge, yapay zekâ talebiyle iklim/enerji politikası arasındaki bağı Türkiye özelinde okumak için birincil kaynaktır; ETS Yönetmeliği, İklim Kanunu ve Yeşil Finans Stratejisi ile birlikte "Türkiye Politika" kümesinde değerlendirilmelidir.
- Stanford HAI2026AI Index Report 2026
Stanford HAI'nin yıllık AI Index raporu; yapay zekâ araştırması, teknik performans, ekonomi, yönetişim ve toplumsal etkiyi dokuz başlıkta ölçen küresel referans çalışma.